BAŞKASINA AİT BİR ŞEYİ ALMAK

Yazar : İvet ALBUKREK, Uzman Psikolojik Danışman

Birisi ona aksini söyleyene kadar dünyadaki her şey okul öncesi çocuğa ait olduğundan, sizin onayınız olmadan başkalarına ait şeyleri almamasını öğretmek için asla geç değildir. Kendilerininki gelişene kadar anne babaları onların vicdanıdır.

Bu nedenle, sizin kanatlarınızın altında olmadığı zamanlar onun toplumca kabul edilen, onaylanan şekilde davranmasını sağlamak için, ne zaman başkalarına ait bir şeyi alırsa, bu eyleminin yanlışlığını ve sonuçlarını ona gösterin. Bu konuda temel bir kural şöyle olabilir: “Bir şeyi almadan önce bana sormalısın, eğer olur dersem, alabilirsin.”

Çocuklar altı yaşından önce neyin kendilerine ait olduğunun, neyin olmadığının bilincinde olmayabilirler. Üç-dört yaşlarındaki çocuklar başkalarının oynadığı oyuncakları, kendileri oynamak istedikleri için onların ellerinden alabilirler.

Okulöncesi ve anaokulu yıllarında çocuklar, sosyal düzen hakkında bir şeyler öğrenmektedirler. Özellikle de aile içi ilişkiler, çocuklar tarafından dikkate alınmaktadır. Bu dönem çocuğun aile ile içli dışlı olduğu bir dönemdir.

Çocuklar altı yaşından on iki yaşına kadar, giderek artan bir şekilde psikolojik ve fiziksel olarak anne-babalarından bağımsızlaşmayı sürdürürler ve kendi kendilerini yönetmek isterler. Bu yaşlarda okulla ve akranlarıyla meşguldürler ve kendilerine anne babalarının izleyen, sakınan bakışlarından, koruyuculuklarından uzakta bir yön çizmektedirler. Onlar, bu yaşlarda yeni zorlukları göğüslemektedirler; yeni arkadaşlıklar kurmak, akranlarıyla rekabet etmek, öğretmenlerinin isteklerini yerine getirmek gibi. Böylelikle baskıların arttığı ve sosyal yaşantının kurallarına tam anlamıyla adapte olamadıkları bir aşamada diğerleriyle rekabet etme ve kendilerini gösterme istekleri de artar, dürüst davranmamayı, durumu kurtarmak açısından, uygun bir yol olarak görebilirler.

Oysa, okula başlayan çocukların sahiplenme duyguları da gelişir ve kendilerine ait olan eşyalara, odalarına ve evdeki etkinliklere dair ilgileri artar. Tüm bu ihtiyaçlar yedi yaş civarındaki çocuklarda daha da yoğunlaşır.

Bu yaştaki çocuklar öğretmenlerinden, bir arkadaşlarının evinden veya arkadaşın kendisinden bir eşya alabilirler. Belki kendilerini istedikleri bir şeyden mahrum hissettikleri için düşünmeden bu nesneyi alırlar ya da okuldaki arkadaşlarıyla paylaşmak için veya kendilerine ve arkadaşlarına çikolata almak için evden para alabilirler.

Başkalarına ait olan şeyi izinsiz alan yedi yaşındaki çocuk, genellikle yaşıtlarından daha az popüler olan çocuktur ve belki bu alma eylemi duygusal boşluğu doldurmak içindir ya da almak, yoksunluk duygusunun yansıtılması için bir yoldur. Bazen de çocuk sahip olmadığı takdirde kabul görmez, eksikliğini hissettiği bir şeyi almış olabilir. Bazen bu eylem, bir kızgınlık veya düşmanlık gösterisidir. Bazı kuramcılara göre; izinsiz başkasının eşyasını alan çocuklar, yoksunluk, kıskançlık, kızgınlık ve kırgınlık duygularıyla doludur.

İlkokul çağındaki çocuklar başkalarına ait eşyaları izinsiz aldıklarında bu davranışın uygun olmayan davranış kategorisine girdiğinin farkındadırlar. Özellikle mülkiyet duygusunun belirdiği 8 yaşından itibaren, mülkiyet konusundaki düşüncelerinde herhangi bir belirsizlik yoktur. Bu yaş grubundaki çocuklar birkaç nedenden dolayı başkalarının eşyalarını alabilirler:

  • Alma isteği dayanılmaz yoğunluktadır.

  • Anne babaları bu eşyayı onlara satın almayı kabul etmemiştir.

  • Parasal açıdan karşılayamayacakları bir şeyi isterler.

  • Akranlarının baskısı (popüler olmak ya da ilgi çekmek için) vardır.

  • Üzgündürler ve daha fazla maddi kaynak edinmenin iyi geleceğini düşünmektedirler.

  • Başka bir konuya öfkelenmişlerdir ve almak; farkına varılan bir haksızlıkla ödeşme ya da otoriteye karşı tavır alma, onu bastırma biçimidir.

  • Anne babalarının dikkatini çekmek isterler,

  • Duygusal açıklarını gidermek, sevgi açıklarını kapatmak üzere izinsiz alırlar. unun anlamı şudur: Sizin veremediğiniz sevgiyi ben kendi olanaklarımla aldım.

“Çocuk suçluluğu” açısından değerlendirildiğinde, on üç yaşın hırsızlık eyleminin göze battığı bir yaş olarak dikkati çektiği görülür. Tabii ki bu yaş, fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan hızlı bir değişimin yaşandığı bir evredir ve etkileme amacıyla hırsızlık yapılması olasıdır. Özellikle macerapestlik çocuğu çalmaya yönlendirebilir.

Çocuklar anne babaları ile gittikleri bir oyuncakçı veya şekerci dükkanında beğendikleri ancak aldıramadıkları bir oyuncağı ya da şekeri kimsenin görmediği bir sırada alma yoluna gidebilirler. Durum fark edildiğinde ebeveyn çocuğunu dükkana geri götürmeli ve dükkan sahibinden özür diletmelidir.

Ebeveyn, çocuğunun başkasına ait herhangi bir şeyi aldığını öğrendiğinde, doğal olarak üzülür. Böyle bir durumda anne babalar çoğunlukla kendilerini küçük düşürülmüş hissederler ve çocuklarının iyi ahlaklı olması konusunda kaygılanırlar. Başlangıçta çocukla sakin bir şekilde konuşmak güç olabilir. Ancak anne babalar; sert azarlamalardan – Örneğin; “hırsız” gibi damgalayıcı ifadeler kullanmak ya da “gözlerden uzak olduğunda artık sana hiç güvenemem” veya “sonunda tutuklanıp yaşamının geri kalanını cezaevinde geçireceksin” gibi aşırı uç genellemeler yapmak – kaçınırsa, çocuklarına daha çok yardımcı olacaklardır.

Çocuğunuzun başkasına ait bir şeyi izinsiz aldığını öğrendiğinizde, onun bu davranışının yanlış bir şey olduğunu anlamasını sağlamanız çok önemlidir. Onu utandırmak veya alay etmek yerine, basit açıklamalarda bulunmak en sağlıklı yaklaşımdır. Ona “sana ait olmayan şeyleri alman hiç uygun bir davranış değil. Birinin oyuncaklarını veya giysilerini alması senin de hoşuna gitmezdi. Başkalarının eşyalarını alırsan insanlar sana güvenmez, eşyalarını seninle paylaşmaktan kaçınırlar. Onlara haksızlık etmiş olursun. Bu eşyayı edinebilmek için ya çok çalışmışlardır ya da onlara birisi tarafından hediye edilmiştir. Aldığın bu eşyayı sahibine geri vermelisin ve ondan özür dilemelisin. ” gibi sözler söylemek uygun olur.

Başkalarına ait bir eşyayı aldıkları anlaşıldığında, topluluk içinde bunu itiraf etmek zorunda bırakıldıklarında ya da aldıkları eşyayı geri vermeleri gerektiği zaman, çocuklar genellikle utanç duyarlar. Ebeveynin bunun üstüne daha fazla utanç yaşatmaması gerekir. Çocuklar duydukları utançtan dolayı çok acı çektiklerinde, deneyimlerinden ders almayabilirler. Başkasının eşyasını almanın nedenine ve davranışlarını nasıl değiştireceklerine ilgisiz kalıp kaygılanmıyormuş gibi davranabilir, hatta bu konuda hiç düşünmeyebilirler.

Anne babaların öncelikle başkasına ait olan bir nesneyi almaya yol açan güdülenimi anlamaları gerekir. Anne babalar çocuklarının duygularını ve duruma bakış açılarını anlamaya zaman ayırmalı ve sonra da sorunun kökenine inmeye çalışmalıdırlar. Bu amaçla izlenmesi gereken yol; bu davranışa neden olan etkenleri belirlemek, tekrarı halinde uzman bir pedagog danışmanlığında çözüm aramak olmalıdır. Ancak hareket noktası suçlamak yerine nedenleri araştırmak, cezalandırmak yerine destekleyici bir yaklaşımla iyileştirmeye çalışmaktır. Sorunun kökenindeki nedenler ele alındığı takdirde; davranışının sonucunda birtakım olumsuzluklarla karşılaşan çocuk, başkasına ait bir şey almanın gerçekte her iki tarafa da ne kadar zarar verdiğinin farkına varacak ve bu davranış artık son bulacaktır.

Kısacası; başkalarına ait eşyaları alma eylemindeki hareket noktası; suçlamak yerine nedenleri araştırmak, cezalandırmak yerine, destekleyici bir yaklaşımla iyileştirmeye çalışmaktır.

Çocuklar aile bireylerinden veya arkadaşlarından izinsiz eşya aldıkları durumlarda özür dilemeli, aldıkları eşyayı geri vermeli ya da eşyanın bedelini karşılamalıdır. Geçmişte yapılan hatalarını yüzüne vurmayın. Çocuğunuza geçmişteki bir çalma olayını hatırlatmayın. Geçmişi tazelemek, ona doğruyu değil, neyin yanlış olduğunu yeniden öğretecektir.

Onu damgalamayın. Çocuğunuza hırsız gibi damgalar vurmayın çünkü buna göre davranmaya başlayacaktır.Ona izinsiz alıp almadığını sormayın. Böyle bir soru sormak yalnızca yalana teşvik eder. Cezalandırılacağını bildiğinden, bundan kurtulmak için yalan söyleyecektir. İzinsiz bir şey aldığından kuşkulanıyorsanız, üzerini aramaktan çekinmeyin, üzerini arayarak durumu kesinleştirin. Eğer bir şey bulursanız üzgünüm sana ait olmayan bir şeyi almışsın diyerek gerekeni yapın.