OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK GELİŞİMİ

Yazar : İvet ALBUKREK, Uzman Psikolojik Danışman

Her çocuk için birebir aynı olmasa da, sağlıklı çocuklar kendilerinden beklenen fiziksel ve motor gelişmeyi göstererek büyürler. Ancak bu arada sürekli değişen psikolojilerine de dikkat etmek gerekir. Çünkü 2 yaşında her şeyi ağlayarak elde etmeye çalışan çocuğunuz 3 yaşına geldiğinde sizi memnun etmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor olabilir. 5 yaşında sürekli onu sevip sevmediğinizi sorup, 6 yaşında birden bire başarısızlıkları artabilir.

Gerek okulda gerekse evde uygun biçimde çocuk eğitimi ve çocuk yetiştirme, çocuğun yaş gelişim özelliklerini dikkate almayı gerekli kılar. Farklı yaş gruplarına göre; değişen davranışları ve gelişime bağlı karşı koyuşları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Bebeklik döneminin bittiği, çocukluk döneminin başladığı ve 6 yaşına kadar sürecek bu okul öncesi evrenin başlıca gelişimsel görevi çocukların kendi yeterliliklerini sergilemekte ısrar ederek kendi insiyatiflerini elde etme çabalarıdır. Bu yaş dönemi çocuğu, artık anne babanın beklentileri doğrultusunda davranmak yerine evin patronu olup istediklerini anne babaya kabul ettirmek çabasındadır.

Daha önceleri çabalarında, uğraşlarında herhangi bir sorun, huzursuzluk yaratmadan destek görmeyi kabullenmiş olan çocuklar, bu yaşa geldiklerinde her ne yapıyorlarsa kendi başlarına yapmakta ve kendi yeterliliklerini sergilemekte ısrar ederler.

Okul öncesi dönem çocuğu, kendine ait işleri başarma konusunda yol almıştır; yeterliliklerinin ve becerilerinin gelişimiyle meşguldür. Benmerkezci düşünce hakimdir. Her şeyin kendine yönelik, kendisi için tatmin edici olmasını bekler; önce kendi ihtiyaçlarının ve beklentilerinin karşılanması önemlidir. Çocuğun düşünceleri daha çok ihtiyaçlarına, dürtülerine yani haz ilkesine bağlıdır. İstediğine, istediği yerde ve anda sahip olmak ister. Ertelenmesine katlanamaz. Engellenmeye dayanma gücü yetersizdir. Arkadaş ilişkileri ve sosyal beceriler giderek artan bir düzeyde önem kazanmıştır. Arkadaşlarının giydikleri ve onların yaptıkları şeylerle yakından ilgilenmeye başlar, onlar tarafından beğenilmeye önem verir, fakat hala dikkat merkezi anne ve babasıdır. Bu evredeki olumlu ebeveyn yaklaşımları, çocukların hatalardan korkması yerine, onlardan öğrenmesine ve sorumlu davranış geliştirmesine yardım eder.

2 yaş

Kendi kimliğine ilişkin giderek artan bir farkındalığa ulaşmaları, 2 yaş dolaylarındaki çocukların yetişkinin ricalarına ve komutlarına karşı koymalarını da beraberinde getirir. Disiplini sağlamak 2 yaşlarında oldukça önemli bir sorun haline gelir.

Doğru ve yanlış kavramları, davranış kuralları, uygun tavırlar ve değerler, kendinden başka birinin bakış açısını görme yeteneği gibi, çocuğu toplumsallaşmış bir kişilik haline getiren bütün temel nitelikler, öncelikle anne baba tarafından çocuğa kazandırılır. Bu zorlu, sabır ve çaba gerektiren bir süreçtir ve gösterilen çabanın karşılığı zaman içerisinde alınır. Çocuğun uygun tavır ve davranışları gösterebilmesi için bol tekrara ve çevresindekilerin geribildirimlerine; duygusal açıdan olgunlaşabilmesi için de desteğe ve doğru yönlendirilmeye ihtiyacı vardır.

2.5 yaşından itibaren çocuk, zorlu, dikkat gerektiren ve duygu patlamaları içeren deneyimler yaşar. Bu dönemde öfke nöbetlerine sıklıkla rastlanır. Çocuk istediğini ısrarla elde etmeye, güçlü arzularına ulaşmaya, dürtülerini tatmin etmeye çalışır. İstediği her şeyi ağlayarak, vurarak, tekmeleyerek elde etme çabası içine girer. Onun emredici ve talepkar görüntüsü, kötülük olsun diye değil, kendine olan güvensizliğinden kaynaklanmaktadır. Dünya ona büyük ve tehlikeli görünür. Aslında problem kendi istekleri yerine gelmediği için öfkelenip sakinleşememesidir. Bu yüzden odadan dışarı çıkıp öfkesi dininceye kadar onu yalnız bırakmak, o anda minimum ilgi göstermek, onu ikna etme çabasına girmemek, daha sonra sakinleştiğinde yanına gitmek ve bir süre mesafeli davranmak daha doğrudur.

2 yaşındaki çocuğa bir şeyi yapmasını söylediğimizde ya bizi görmezden gelir ya da “hayır” der. Her iki durumda da yasaklanan işi yapmaya devam eder. Söyleneni yapması için kısa, açık ve net talimata, kararlı tutuma zaman zaman da fiziksel müdahaleye ihtiyacı vardır. Sadece sözel talimat uygun davranması için yeterli olmadığında, yanına gidip göz teması kurularak ciddiyetin belirtilmesi ve davranışı sonlandırması için müdahale edilmesi daha uygundur.

Bu yaş çocuğunun hayal ile gerçeği ayırmada sorunu vardır. O kurduğu hayalleri, canlandırdığı öyküleri gerçek olarak algılar. Rüyalar gerçek görünmektedir, canavarlar gerçekten yatağın altında yaşıyor gibidir. Çevreden yapılan korkutucu uyaranları gerçek olarak değerlendirir.

3 yaş

3 yaş çocuğun giderek daha az bencil ve annesine daha az bağımlı olduğu, daha olumlu ve dengeli bir birey haline dönüştüğü, yoğun olarak sorular sorduğu bir dönemdir. 2 yaşında başlayan sorgu çağı artarak sürmektedir. Bu yaş çocuğu, annesine ev işlerinde yardımcı olur, onunla alışverişe gider, oyun oynar, kısaca onu memnun etmeye çalışır. Bu yaş, çocuğun yaşıtlarıyla birlikte oynamaya başladığı yaştır. Yaşıtlarıyla oynamaktan mutlu olur, zamanını onlarla paylaşır. Bu tür fırsatların yaratılması onun gelecekteki sosyal uyumu açısından önemlidir.

Öfke ve kırıklığını hala fiziki olarak yansıtır. Hayalle gerçeği birbirinden ayırmaya başladığı bu dönemde, hayal gücüne bağlı deneyimler yaşar. Kendi kontrolünde hayali bir arkadaş edinir. 3 yaş çocuğu diğerlerinin duygularına duyarlılık gösterir ve onların bulunduğu durumu anlayabilir.

3 yaş çocuğunun daha güçlü bir benlik duygusu vardır ve bağımsızlığı kaybetme endişesi olmaksızın itaat etme eğilimindedir. Çünkü 3 yaş çocuğu kurallara uymaktan hoşlanır. Onun olumlu davranışlarının takdir edilmesi, zorlandığı durumlarda cesaretlendirilmesi ve pozitif yaklaşımla yönlendirilmesi, yetişkinle işbirliğine girmesine yardımcı olacaktır.

Anne baba olarak, empatik yaklaşarak onu anlamaya çalışmanız ve duygularını kabul etmeniz, yanında kendisini ifade edebileceği bir oyun ortamı oluşturmanız, birlikte vakit geçirebileceği oyun arkadaşı bulmanız, onu farklı sosyal ortamlara girmeye farklı kişilerle iletişim kurmaya özendirmeniz, kendine güveninin desteklenmesi açısından yararlı olacaktır.

4 yaş

Karşı gelme yaşıdır. Çocuk isteklerine karşı gelindiğinde, yetişkinlerle uygunsuzca, az çok kaba bir uslupla konuşabilir ve oyun arkadaşlarıyla kavga edebilir. Sınırları zorlar, yetişkin otoritesine meydan okur. Tahrik edildiğinde vurur, tekme atar, mutlu olmadığında bulunduğu ortamı terk etmek ister. Şamatalı güler, yüksek sesle ağlar, duygularında uç noktalarda dolaşan bir değişkenlik görülür. Kaba sözcükler kullanmaktan hoşlanır.

4 yaşındaki çocuk özellikle aynı cinsten olan aile bireyiyle çatışma yaşar.

Bu yaş çocuğuna, doğru ve yanlış kavramları verilmeye başlanmalıdır. Gerektiğinde kendi odasına göndermek veya bir tv programı seyretmesini engellemek gibi basit cezalar uygulanabilir. Ancak, çocuğun niçin ceza aldığını bilmesi gerekir. Çünkü cezalandırılmasının sebebini merak eder ve bu açıklanmazsa kendisine haksızlık yapıldığını düşünebilir.

5 yaş

5 yaş çocuğu, kendi kendine yeter, sosyaldir, kendinden emindir, şekilci ve uyumludur. Uyumsuzluk ve huysuzluk dönemini geride bırakmıştır. O, kas hakimiyetinin gelişmesiyle, daha çabuk karar verebilmesiyle, düzenli cümleleriyle, insanlarla olan sosyal ilişkilerinin artmasıyla farklı bir görünüm sergiler. Anne, 5 yaş çocuğu için dünyanın merkezidir. Annesini memnun etmek, onun yanında olmak, ona yardımcı olmak ister. 5 yaş çocuğu, artık daha çabuk hareket eder. Hep konuşmak ister, yetişkinler gibi uzun cümleler kurmaya çalışır. Bilgisini arttırmak için sorular sorar, her şeyin neden ve niçini ile ilgilenir. Rahat ve ciddidir, dikkatli ve kararlıdır. Nazik bir dosttur. Olumlu geribildirime daha iyi tepki verir.

5.5 yaşına geldiğinde ise zaman zaman öfke nöbetleri ve somurtma tepkileri görülür. Çok yorulduğunda saldırgan davranır, ağlamaklı olur, kolayca ağlayabilir. Baş ağrısı, soğuk algınlığı ve karın ağrısından sıkça şikayet eder olmuştur. “Beni seviyor musunuz?” sorusunu sıkça sorar ve yanıt bekler. Anne baba çocuğu başka çocukların önünde utandırmamaya, başkalarının yanında terbiye etmemeye özen göstermelidir. 5-6 yaşlarında çocuk, kendi duygu ve düşüncelerini ortaya koyacak girişimlerde bulunur. En sevdiği şey, insan figürü çizmektir.

6 yaş

6 yaş çocuğu, tembel ve kararsız davranır. Fakat bir kere karar verdikten sonra onu fikrinden caydırmak her zaman kolay olmaz. 5 yaşındaki uyumlu ve dingin görünüm, 6 yaşında yerini uyumsuzluğa, 2.5 ve 4 yaşlarında görülen olumsuzluk belirtilerine bırakır. Çok sayıda arkadaşla ilişki kurduğu görülür. Bireysel oyunun yerini grup oyunu almıştır. Oyunda kuralları o koyar. Bedenen hayli hareketlidir. Zaman zaman dengesini kaybeder, bir yerlere takılıp düşer. Bu yaş çocuğu her şeyin hepsini ister ve paylaşmaktan kaçınır. İstekleri hiç bitmez ve anında yapılmasını ister. Her şey istediği şekilde olmalıdır. Birçok hayali rollere girer, grup oyunlarından çok hoşlanır. Yarışma ortamlarında başarısızlığa tahammülü yoktur. Oyun saatleri fırtınalı geçer. Birinci olmaya ihtiyacı vardır. Arkadaş ilişkilerinde zaman zaman emreden, tartışan, korkutan veya vuran bir kişi olarak dikkati çeker. Bencil ve kavgacı olabilir. Fırtınalı ve duygusal bir yaştır. Sürekli bir şekilde dikkate alınma arzusunu yaşar. Eleştiriler karşısında çok duyarlıdır. Duyguları kolayca örselenir. Kolayca ağlar.

Tüm araç gereçleri iyi kullanır. Bazı sorumluluklar yüklenir, söylenenleri dikkatle dinler, dikkat süresi uzar. Kendisiyle gerçek nitelikte eğitim uygulamaları yapılacak çağa gelmiştir. Bağımsızlığın ortaya çıkması zaman zaman çocuk için bir kaygı nedeni oluşturur. O da, bu kaygıyla başaçıkabilmek için her şeyi kontrolü altında tutmaya çalışır. En iyi olmak, birinci olmak, her şeye sahip olmak, sevilmek ve övülmek ister. Suçlanmak ve eleştirilmek istemez. Kendisine verilen cezalara tepki gösterir. Bu yaşlardaki çocukların başarısızlıkları üzerinde durulmamalı, başarıları ise belirtilmelidir. Başarıları belirtilirken neden başarılı olduğu da açıklanmalıdır.

6 yaş çocuğunun kendine bakım ve günlük temizlik alışkanlığı ile göz-el koordinasyonunu kazanmış olması önemlidir. Kendi başına kolay giyilebilen pantalonunu giyip çıkarabilen, tuvalete gidip temizliğini yapabilen, kendi başına yemek yiyebilen çocuk, okuluna daha iyi uyum sağlayabilir, kendine yetebilir ve daha özgüvenli olur. Burada ailenin yaklaşımı ve çocuğa verilmiş olan fırsatlar önemlidir. Çocuğun edindiği becerileri yaygın olarak her ortamda kullanabilmesi için ailenin okulla paralel yaklaşımı benimsemesi önem taşımaktadır.

Biz artık biliyoruz ki, çocuk, bizim çocuğumuz, bizim öğrencimiz, bizim eşyamız olmadığı zaman, bize kör bir uyumla bağlanmadığı zaman başarılı olur. Onu özgürleştirmeye çalıştığımız zaman, ona farklı düşünme olanağı, kendi değer normlarını seçme, ona kendini yaratma olanağı verdiğimiz zaman yetişkinliğe hazırlanmış olur.

Ana-babasından gelen itici tutumlar, çocuğun kendisini değersiz bulmasıyla sonuçlanır. İstenen davranışları gösterdiğinde desteklenen çocuk, onaylanan davranışlarının hangileri olduğunu öğrenir. Bu ortam özgüvenli çocuk yetiştirmenin temelidir. Günümüz şartları dikkate alındığında, kendi kendini yönetebilen, atılgan, güvenli, kendi başına karar verip sorumluluğunu üstlenebilen çocuk ve yarının gençlerini topluma kazandırmak çok önemlidir.