Aileye yeni bir üyenin daha katılacağının müjdelenmesi ile birlikte anne-babaların kafasında süreci nasıl yönetebileceklerine dair sorular oluşabilmektedir. Her aile üyesi için bu yeni duruma alışmak vakit alabilir, önlerinde nasıl bir sürecin onları beklediği ile ilgili kaygılanmalar başlayabilir, anne diğer çocuğu getiren olduğu için kendini suçlu hissedebilir.

 

Evdeki çocuğu kardeşe hazırlayabilmek adına müjdelemeyi önceden yapmak, değişecek ev düzenine çocuğu dahil etmek, duygu paylaşımlarını arttırmak yerinde olacaktır. Kıskançlık duygusunun normal olduğunu vurgulamak bu dönemde çok önemlidir. Çoğu ebeveyn kaygılarının önüne geçemeyerek çocuğa ‘Oyuncaklarını paylaşacaksın değil mi?’, ‘Artık ağabey/abla oluyorsun, sen ona öğretirsin değil mi?’ gibi sorular sorabilmektedir. Bu tarz sorular çocuğu neyin beklediğini bilmediği süreç ile ilgili kaygılanmasına neden olmaktadır. Doğuma kadar mümkün oldukça açıklayıcı bilgiler vermek, değişecek düzeni anlatmak, çocuğu olumlu- olumsuz neler beklediğini açıklamak, görev ve sorumlulukları bir anda yüklememek, sürece dahil etmek bu süreçte yararlı olacaktır.

 

Doğum sonrasında eve katılan yeni üyenin varlığı ve ebeveynlerinin ilgilerini bir anda yeni üyeye çevirmeleri var olan çocuğu rahatsız edebilir. Bu zamana kadar bütün ilgiyi kendi üzerinde toplamaya alışmış bir çocuk ilgi azalması sonucunda kendi varlığını tekrar gösterebilmek için hırçınlık, inatlaşma, içe kapanma, kardeşe-etrafa-kendine zarar verme, bebeksi tavırlara başvurma, ebeveynlerinin sürekli sevgilerini sorgulama gibi yollara başvurabilir. Özellikle de bekledikleri gibi bir tabloyla karşılaşmadıkları ve kardeşin ne kadar kalacağını kestiremedikleri için ‘Gitsin’, ‘Geri verelim’, ‘Çöpe atalım’ gibi yaratıcı fikirlerini sunabilirler.

 

Artık kardeşin evden gitmeyeceğini anlayan çocuk yavaş yavaş kardeşinin varlığına alışmaya başlayabilir. Kardeşinin bakıma muhtaç olduğunu kavramaya başlaması ile birlikte anne-babasının teşviği sayesinde kardeşinin bakımında sorumluluklar almaya başlayabilir. Çocuğu bu noktada motive etmek, ebeveynlerinin iş yükünü azalttığını hissettirmek ve buradan da ilgi alabildiğini fark ettirmek kendini değerli hissetmesine yardımcı olacaktır. Özellikle alt değiştirirken çocuğa ‘bakma’, ‘git’ demek çocuğu daha fazla meraka sürükleyerek bunu gizli gizli yapmasına sebebiyet verebilecektir. Bu süreçte çocuğu olabildiğince sürece dahil etmek, kaygıları yansıtmamak, ‘öyle tutma’ gibi eleştirilerde bulunmamak yerinde olacaktır.

 

Ayların geçmesi ile sesler çıkarmaya, hareketlenmeye hatta yürümeye başlayan kardeş, çevreyi keşfetme merakı ile ağabeyinin/ ablasının eşyalarına ya da oyuncaklarına müdahale etmeye başlayabilir. ‘O daha çok küçük, bırak oynasın’ gibi cümleler çocuğun sınırlarının ihlal etmesine sebep olur. Oyuncağının kırılmasından, bozulmasından ya da kardeşinin ağzına koymasından endişelenen çocuğa ‘Bu oyuncaklar senin. İstediğini istediğin zaman paylaşabilirsin’ diyerek aidiyet duygusunu vurgulayarak çocuğu anlamak ve güven vermek çok önemlidir.

 

İki kardeş arasındaki kavgaya fiziksel temas yoksa müdahale etmemek, sorunu kendi başlarına çözmeleri iki tarafın da dengeli korunduğunu hissettirir. Fiziksel bir temas gördüğünüz noktada ‘Bu evde kimse kimseye vurmuyor.’ demek;  eğer ebeveynler başlatan tarafı gördüyse, o tarafa doğru bir yönelme yaparak ‘Bu yaptığın yanlıştı’ demek; görmediyse ‘Şuan görüyorum ki beraber oynamayı başaramadınız’ diyerek ayırmak ve sonuç yaşamaları için o gün ayrı vakit geçireceklerini vurgulamak yararlı olur. Kardeşin küçük olduğu için vurmaya hakkı yoktur. Bunun beslenmesi sonucunda ağabeyin/ ablanın duyguları kapatılmış olur. Duygunun üstü ne kadar kapanırsa daha büyük bir kıskançlık ortaya çıkar.

 

İki çocuğun aynı olmadığını bilmek, ikisinin farklı zevkleri, tercihleri olduğunu bilmek ve onları kıyaslamamak önemlidir. Ebeveynlerin iki çocuğa da aynı oyuncağı alması eşit davranmak değildir, önemli olan farklı oyuncakları paylaşmalarını sağlamaktır. Bir çocuk sadece kardeşiyle değil eve gelecek misafir arkadaşları ile de paylaşımda bulunmak istemiyor olabilir. Paylaşmak istemediği oyuncakları ayırması ve saklaması, sadece paylaşmak istediklerini ortaya çıkarması kendi haklarının da korunduğunu hissettirerek sosyal ilişkilerde baş etme yöntemlerini arttıracaktır. Bütün bu süreçlere rağmen paylaşmak istemezse, arkadaşının yanında uyarmak yerine biraz konuşmak istediğinizi söyleyerek farklı bir yere geçmeniz ya da arkadaşı gittikten sonra konuşarak durumu açıklamanız yararlı olacaktır. Kardeşi ile paylaşım konusunda zaten alıştırılmış bir çocuk sosyal ilişkilerinde de paylaşım konusunda daha az problem yaşayacaktır.

 

Kardeş kıskançlığının şiddetinin azalmadığı ya da yönetilemez olduğu durumlarda ileriye yönelik duygusal ve davranışsal problemlerin önüne geçebilmek için profesyonel bir destek alabilirsiniz.

 

Uzm. Klinik Psk. Mirey Kasuto