Okul Fobisi
Yazar: Prof. Dr. Norma RAZON, Eğt.Dan.-Pedagog   

Okul korkusu olarak da adlandırılan okul fobisi, çeşitli nedenlerden ötürü çocuğun okula gitmek istememesi, okula gitmeme konusunda direnmesi şeklinde tanımlanabilir. Okul fobisi teşhis edilen çocuklarda görülen bazı ortak özellikler şunlardır: Çoğunlukla okul sabahları gözlenen ve tatil günleri kaybolan ağrılar: baş ağrısı, karın ağrısı gibi... Zaman zaman kusma şekline dönüşülebilen mide bulantısı, mide krampları... Ağlama, terleme, titreme gibi sıkıntı belirtileri...

Okul günleri, her sabah, baş ağrısı, mide bulantısı, terleme gibi şikâyetlerle uyanan çocuğun ailesi şaşkınlık içindedir, bu şikâyetlerin nedenini bilemediği için nasıl davranması gerektiğini de kestiremez. Bazı aileler çocuklarına inanır, şikâyetlerini ciddiye alır ve onu tedavi ettirmek amacıyla okula göndermezler. Bazı aileler ise, çocuğun şikâyetlerini önemsemez, onu okula gönderme konusunda ısrarlı davranırlar.

Okula gönderilmeyen çocuklar, evde kaldıkları için mutlu olurlar, kısa bir süre sonra şikâyetlerinden kurtulur, sağlıklarına kavuşurlar, bir sonraki okul gününe kadar evlerinde huzur içinde yaşarlar. Evde kalmalarına izin verilmeyen ve ısrarla okula gönderilen çocukların bir kısmında şikâyetler daha okula varmadan kayboluverir. Çocuk evinin kapısından uzaklaştıktan ve annesini gözden kaybettikten kısa bir süre sonra neşelenir, güler, huzura kavuşur. Zorla okula gönderilen çocukların bir kısmında da, bu hüzünlü durum yol boyunca devam eder, ancak çocuk okula girip sınıfına yerleştikten sonra, çocukta rahatlama görülür.

Okula ağlayarak gelen çocuk, sınıfa vardığında şikâyetlerini unutur; Okulda güzel bir gün geçirir, günün sonunda evine gülerek döner, sanki sabah evden ağlayarak ayrılmış olan o çocuk değilmiş gibi... Ancak çocuğun bu neşeli hali, yatma saatine kadar sürer. Akşam yatmadan "Ben yarın okula gitmeyeceğim" diyerek uykuya dalar, ertesi sabah da okula gitmek istemediğini söyleyerek uyanır. Bazı hallerde bu durumun birkaç gün sürdüğü, ailenin olumlu yaklaşımını ve kararlı tutumu sayesinde de kaybolduğu gözlenir.

Bazı hallerde okul fobisinin günlerce, hatta aylarca sürdüğü görülür. Bu çocuklar, okula gönderileceklerini hissettikleri anda tepinir, dövünür, kendilerini yerden yere atarlar. Bu şiddetli tepkilerden ürken anne baba bir sonraki gün okula gideceğine dair çocuktan söz alarak, onu evde alıkoyarlar. Okulöncesi dönemde haftanın birkaç gününü evde, birkaç gününü okulda geçirerek, bir okul yılını tamamlayan yuva çocuğunun sayısı az değildir.

Çocuğun okula gitmek istemeyişinin birçok nedeni olabilir. Örneğin sınıf çok kalabalık olabilir, çocuk öğretmenden beklediği ilgiyi görmeyebilir. Çocuğun sınıf öğretmeni çok otoriter olabilir, çocuk da öğretmenin katı disiplinine uyum sağlayamayabilir veya sağlayamama korkusu içinde olabilir. Sınıfta yapılan faaliyetler çocuğa zor gelebilir veya belli bir faaliyeti (resim, müzik, yabancı dil gibi) başaramama endişesi onu okuldan soğutabilir. Çocuk sınıf veya okul arkadaşlarına uyum sağlamada güçlük çekebilir: Alay edilme, beğenilmeme, arkadaşsız ve yalnız kalma endişesi onda okul fobisi yaratabilir. Bazen okulda uyumlu, hatta çok başarılı olan çocuklarda da aniden okul fobisi belirebilir. Burada okul fobisinin kaynağı öğretmen veya okul ortamı olmayabilir. Bu durumda sorunun nedeni evde, ailede aranmalıdır.

Okul fobisi görülen küçük çocukların hemen hemen tümü, ya anneden kopmakta güçlük çekerler, ya da evden. Bu çocukların anneden kopması, evden ayrılması dramatik bir olaydır.

Çocuğun evden ayrılmak istemeyişinin birçok nedeni vardır. En önemli nedenlerden biri. Anneyi yitirme korkusudur. Çocuk okula gitmek üzere evden çıktığında, annesinin evi terk edeceğini zanneder; okul dönüşü annesini evde bulamayacağı düşüncesiyle, okula gitmek istemez. Çocuk okula gitmeden bir süre önce annesinin: "Söz dinlemezsen seni bırakıp gideceğim" şeklinde bir tehdidi ile karşılaşmışsa, bu tehdit çocuğun aklından çıkmaz, çocuk da okula gitmemekte direnir.

Önemli nedenlerden bir diğeri de, evde küçük bir kardeşin bulunmasıdır. Çocuk okulda olduğu süre içinde, annesinin kardeşi ile meşgul olduğunu düşündükçe rahatsız olur, annesi ile kardeşini baş başa bırakmaya razı olmadığından, okula gitmek istemez. Bazen okula gönderilmeyi, çocuk, evden atılma olarak değerlendirir. Kardeşi doğar doğmaz veya kardeşi doğduktan çok kısa bir süre sonra anaokulu gönderilen çocuklarda bu duygu görülebilir. Bu nedenle çocuk, kardeş doğmadan önceki bir dönemde anaokuluna gönderilmelidir ki, kardeşin doğumu ile okula başlama aynı ana rastlamasın, çocuk da kendini evden atılmış zannetmesin.

Özellikle annesine çok bağımlı olan bir çocuğun, okula olay çıkarmadan başlaması zordur. Çocuğuna aşırı düşkünlük gösteren, onu gereğinden fazla koruyan endişeli bir anne tarafından yetiştirilen çocuğun da, okula gitme konusunda güçlük çıkarması olasıdır.

Okul başlamadan bir süre önce aileden veya yakın çevreden birinin ölümü, anne veya babanın hastalığı, anne-babanın ayrılması veya boşanması, annenin yalnız kalmaktan korkması gibi nedenler de çocuğun okula gitmek istememesine neden olabilir.

Araştırma bulguları göstermiştir ki, anneyi yitirme korkusu, kardeş kıskançlığı, annenin çocuğundan ayrılmaya hazır olmaması, ailenin eğitimsel hataları, anne-baba anlaşmazlığı, aile atmosferinin gerginliği, çocuğun okul yaşamını olumsuz yönde etkileyen ve okul fobisine yol açabilen nedenlerdendir.

Her problemin çözümünde olduğu gibi, okul fobisinin giderilmesinde de aileye ve okula pek çok görev düşer. Bu arada anne ve baba çocuğa karşı sakin, soğukkanlı ve anlayışlı bir şekilde davranmalıdır. Anne ve baba, çocuğun okuldan uzak kalmaması gerektiğini bilmeli, çocuğu evde alıkoymamak için her çareye başvurmalıdır. Ancak bu çareler ne dayaktır, ne de ceza. Çocuğu okul servisine zorla bindirmek, okula götürüp bırakmak, tehdit veya vaatlerle okulda kalmasını sağlamak sağlıklı çözümler değildir. En uygun çözüm: kararlı davranmak, ölçülü bir disiplin uygulamak ve çocuğu sakin bir şekilde elinden tutup okula götürmenin yollarını aramaktır, bulunacak yol çocuktan çocuğa farklılık gösterecektir.

Bazı hallerde çocuğu okula götürme ve alıştırma işinde babaların annelerden daha başarılı oldukları görülmektedir. Bazı hallerde de anne veya babanın çocuğu okula götürmesi, kısa bir süre sonra gelip alması; annenin okul arabasına çocukla birlikte binmesi ve okulda çocukla bir süre kalması; annenin ilk günlerde okula gün içinde birkaç kez uğraması, çocuğun okul faaliyetlerini uzaktan izlemesi; çocuğa gerektiğinden evine telefon etme olanağının verilmesi gerekebilir. Çocuk okula uyum sağlamada güçlük çekiyorsa, onun ilk gün okulda yarım saat veya bir saat kadar sevdiği bir faaliyeti izlemesi, okulda kaldığı sürenin zamanla arttırılması yararlı olabilir, böylece çocuk ilk günlerde evinden çok uzun bir süre ayrı kalmamış olur.

Okul fobisini giderme konusunda tüm çocuklara uygun bir eğitim modeli olduğu söylenemez. Bu nedenle aile ile okulun işbirliği halinde olması şarttır, gerektiğinde bir pedagog veya okul psikologuna başvurmak sorunun çözümünü kolaylaştırır. Bir yandan aile çocuğun bağımsızlığa kavuşması ve olgunlaşması için çalışırken, öte yandan öğretmen çocuğun okulda kendini kanıtlaması, başarılı olduğu alanda kendini göstermesi için fırsat yaratmalıdır. Çocuğun sosyalleşmesi ve arkadaş ilişkilerini güçlendirmesi için okulun dışında da birkaç sınıf arkadaşı ile görüşmesi ve oynaması sağlanmalıdır.

Aile, öğretmen ve uzmanın işbirliği ile güven duygusu pekiştirilen çocukta, okul fobisinin zamanla kaybolduğu gözlenir. Okul fobisinin giderilmesinde önemli olan soruna erken teşhis koymak ve sorunu yaratan nedene uygun eğitim modeli seçmektir.

Ekler:
DosyaAçıklama
Bu dosyayı indir (okul_fobisi.pdf)okul_fobisi.pdfOkul Fobisi
 

DUYURULAR

Sosyal Beceri Geliştirme Grup Çalışması

Merkezimizde, 15 Mart 2014 Cumartesi günü, 5 - 7 yaş grubundaki çocuklara yönelik, 10 hafta boyunca sürecek olan Sosyal Beceri Geliştirme Gurubu başlatılacaktır. Guruba katılacak çocuklar... » devamı

EkipNormaRazon uzmanları ile Anne-baba sohbetleri dizisi

Velilerimizden gelen talepler doğrultusunda konularımız ve tarihleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir. 1) Konu: Ergen Anne-Babası Olmak Konuşmacı: Uzman Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kad... » devamı

Facebook ve Twitter sayfası açılmıştır!

Facebook ve Twitter sayfası açılmıştır! ... » devamı

MAKALELER

Disiplin

Disiplin kavramından anladığımız nedir? Amacı ve işlevselliği nedir? Çok mu gereklidir? Disiplin “hayır” demek midir? Disiplin, otorite... » devamı

Arkadaşlarım Beni Sevmiyor

"Anne arkadaşlarım beni sevmiyor, benle oynamak istemiyor, benle alay ediyorlar, bana vuruyorlar, hep Ayşe'nin dediği oluyor, onun istediği oyunu... » devamı

Her Öğrencinin Dileği Başarı

Okul başarısı, ülkemizde, okulların açıldığı günden itibaren en çok konuşulan konulardan biri haline gelir. Çocuğu okula giden her aile... » devamı

Vaka Sunumu - Tuvalet Eğitimi

Oyun Terapisinde Vaka Sunumu Küçük A.'nin Bağimsızlık Savaşı Başvuru Tarihindeki Kronolojik  Yaşı: 3 ;8 Başvuru Nedenleri : Tuvalet eği... » devamı

Gençler, Teknoloji ve Değişen Sosyal Dengeler

Teknolojinin gelişimi ve kullanımı bütün dünyada büyük bir kültürel değişim başlattı. Yaşamımızdaki bu geriye dönüşü olmayan de... » devamı

Ne Zaman Ne Kadar Harçlık

Hayat kalitemizi belirleyen para, biz yetişkinler kadar çocuklar için de çok önemli. Çünkü beğendikleri bir oyuncağı ya da bir kırtasiye m... » devamı

Evlat Edinilmiş Çocuk ve Eğitimi

Evlat edinme, çok eskilere dayanan, günümüzde de giderek ilgi gören bir olgudur. Bu olgu sayesinde, çocuk sahibi olamayan aileler bir çocuk yet... » devamı

Okul Başarısını Etkileyen Faktörler

"İnsanın çevresine uyum sağlayabilmesi için yeni davranışlar kazanması veya eski davranışlarını değiştirmesi" olarak tanımlanan "öğre... » devamı

Oley! İkiz Bebek Bekliyorum

Her ebeveyn bir sanatçıysa, ikiz ebeveyni de tutkulu bir sanatçı. Neden mi tutkulu? Yola çıkıldığı zaman, ailede ikiz bebeklerin bulunmasıy... » devamı

2 Yaş Sendromu Nedir?

Çocukların,  1,5 yaşından 3,5yaşına kadar devam eden  bağımsızlaşma dönemi sürecidir.  Çocuklar bu dönemde anne-babanın kontrolünde... » devamı

Hareketlenme, Yürüme, Bağımsızlık

Bu döneme kıyasla hareket anlamında pasiflik diye nitelendirebilecek süre içinde, sadece yemekle değil; zihinsel, sosyal, duygusal olarak da bes... » devamı

Logoterapi... ya da Herşeye Rağmen Hayata Evet Demek

Freud ve Adler’den sonra 3cü Viyana Okulu olarak adlandırılan Logoterapi’nin kurucusu Viktor Emil Frankl, çağımızda insanın en önemli psi... » devamı

Çocuğunuzun Ne Zaman Profesyonel Yardıma İhtiyacı Vardır?

Anne baba olmak, insan yaşamının en güzel ve önemli aşamalarından biridir. Günümüz anne babaları, çocuklarının yetişmesine, beden sağl... » devamı

Yaramaz Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

'Yaramaz' kavramı, benim çok sevmediğim maalesef her çocuğa kolayca yapıştırılan bir etikettir. Hele ki yaramaz çocuk kıyafeti giydirilmiş... » devamı

Ekonomik krizler... Emeklilik... İş değişimi... İşten çıkarılma

Yaşanan ekonomik krizlerle birlikte, birçok ülkenin insanları aynı sorunları yaşıyorlar. Kimi şirketlerini kapatıp yeni alanlara yönelme ç... » devamı

AYIN KONUSU

Çocuk ve Spor
Ditsa ALATON, Eğt.Dan.-Psikolog
Ergenlik, bireyin bedensel, ruhsal ve toplumsal dönüşümler yaşadığı, büyüme ve gelişmenin hızlı hareket ettiği zorlu bir süreçtir. Bireyselleşme ve kimlik oluşumunu sağlayacak bu değişiklikler ergenin bedenini ve ruhsallığını yorar. Hızlı beden gelişimini, artan beden enerjisini, uyanmaya başlayan cinsel farkındalığı yaşayan ergen şaşkındır, sarsılmıştır. Bozulan denge ile baş etmeye çalışan ergen, bu dönemde, kendini ifade edebilmek için sıklıkla bedenini kullanır.